Bir tenkis davasında, mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastının varlığı, ölüme bağlı tasarruflar ile sağlararası kazandırmalar açısından ispat hukuku bakımından ne gibi bir farklılık gösterir?
İspat hukuku açısından bu iki tasarruf türü arasında önemli bir farklılık vardır: 1) Ölüme Bağlı Tasarruflar (Vasiyetname, Miras Sözleşmesi): Bu tür tasarruflarda, mirasbırakanın 'saklı payı zedeleme kastının varlığı karine olarak kabul edilir'. Yani, bir vasiyetname ile yapılan kazandırma, saklı payları ihlal ediyorsa, davacının ayrıca mirasbırakanın kötü niyetli veya saklı payı ihlal etme kastıyla hareket ettiğini ispatlamasına gerek yoktur. İhlalin varlığı, kastın da varlığı için yeterlidir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirir; davalı taraf, mirasbırakanın saklı payı ihlal etme kastı olmadığını, örneğin bir minnet borcunu ödediğini ispatlayarak tenkisten kurtulmaya çalışabilir. 2) Sağlararası Kazandırmalar (Bağışlamalar): Bu tür kazandırmalarda ise, kural olarak böyle bir karine yoktur. İspat yükü, davacı olan saklı paylı mirasçı üzerindedir. Davacının, yapılan bağışın sadece saklı payını ihlal ettiğini değil, aynı zamanda mirasbırakanın bu bağışı 'saklı payını zedeleme kastıyla' yaptığını da ispatlaması gerekir. (TMK m. 565'teki istisnai durumlar hariç). Bu ayrım, ölüme bağlı tasarrufların doğrudan doğruya terekeyi hedef alması, sağlararası kazandırmaların ise hayatın olağan akışı içinde farklı amaçlarla yapılabileceği varsayımına dayanır.