Bir sanığın, işlediği iddia edilen suça ilişkin ikrarının, 'tehdit' veya 'kanuna aykırı vaat' gibi yasak usullerle (CMK m. 148) elde edildiği anlaşılırsa, bu ikrarın hukuki akıbeti ne olur? Sanığın bu ikrarını daha sonra mahkeme huzurunda tekrarlaması, ilk ifadenin hukuka aykırılığını giderir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91463

CMK m. 148'de sayılan yasak usullerle (kötü davranma, işkence, tehdit, aldatma, kanuna aykırı vaat vb.) elde edilen ifadeler, 'mutlak delil yasağı' kapsamındadır. Bu tür bir ikrar, hukuken 'yok hükmünde'dir ve hiçbir şekilde delil olarak kullanılamaz. Bu, sanığın rızası olsa dahi aşılamayacak bir yasaktır. Sanığın, yasak usullerle elde edilen bu ikrarını daha sonra mahkeme huzurunda tekrarlaması, ilk ifadenin hukuka aykırılığını gidermez. 'Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi gereği, ilk ifadenin iradeyi sakatlayıcı etkisi, sonraki ifadeler üzerinde de devam edebilir. Sanık, ilk sorgudaki tehdidin veya vaadin etkisi altında kalarak mahkemede de aynı beyanı tekrarlıyor olabilir. Mahkemenin, ikinci ikrarın, ilk ifadenin etkisinden tamamen arınmış, 'özgür iradeye' dayalı yeni bir ikrar olduğunu, aradan geçen süre, sanığın durumu gibi unsurları dikkate alarak çok titiz bir şekilde araştırması gerekir. Eğer ikinci ikrarın da ilkinin bir devamı olduğu yönünde bir şüphe varsa, bu ikrar da hukuka aykırı kabul edilir ve hükme esas alınamaz.