Bir sanığın, daha önce işlediği bir suçtan dolayı 'hapis cezasının ertelenmesi' (TCK m. 51) kararı varken, denetim süresi içinde işlediği yeni bir suçtan dolayı HAGB (CMK m. 231) alıp alamayacağı sorusunda, bu iki kurumun 'mahkumiyet' niteliği taşıyıp taşımaması açısından nasıl bir ayrım yapılır?
Bu iki kurum arasında, 'mahkumiyet' niteliği taşıyıp taşımamaları açısından temel bir hukuki fark vardır ve bu fark, HAGB'nin koşullarının değerlendirilmesinde kritik rol oynar. - Hapis Cezasının Ertelenmesi (TCK m. 51): Bu, bir 'mahkumiyet hükmü'dür. Mahkeme, sanığı suçlu bulur, bir cezaya hükmeder ve bu hüküm kesinleşir. Sadece cezanın infazı belirli bir süre ertelenir. Bu karar, adli sicile 'mahkumiyet' olarak işlenir. - Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) (CMK m. 231): Bu, hukuki anlamda bir 'mahkumiyet hükmü' değildir. Mahkeme bir hüküm kurar ancak onu 'açıklamaz'. Dolayısıyla, ortada hukuki sonuç doğuran, kesinleşmiş bir mahkumiyet yoktur. Bu karar adli sicile işlenmez. Bu ayrıma göre soruyu cevaplarsak: Sanığın, ertelenmiş bir hapis cezası varken, yeni bir suçtan HAGB alması CMK m. 231/6-a'daki 'daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmama' şartı nedeniyle mümkün değildir. Çünkü ertelenmiş ceza, bir 'mahkumiyet'tir. Tersi durumda ise, yani sanığın daha önce sadece bir HAGB kararı varken yeni bir suç işlemesi durumunda, bu HAGB kararı hukuken bir 'mahkumiyet' sayılmadığı için, sanık 'daha önce mahkum olmama' şartını ihlal etmiş olmaz. Bu nedenle, diğer koşullar da varsa, ikinci suçtan da HAGB alabilir (ancak bu durumda da CMK m. 231/8'deki yasak devreye girer).