Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/6301 K. sayılı kararında, sanığın yokluğunda verilen ve adli tatil içinde tebliğ edilen karara karşı, adli tatil bittikten bir yıl sonra yapılan temyiz isteminin 'süresinde' kabul edilmesinin mantıksal gerekçesi ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91457

Kararın özetinden anlaşıldığı kadarıyla, burada bir yazım hatası veya kararın özetlenmesinde bir eksiklik olması kuvvetle muhtemeldir. Normal şartlar altında, adli tatil içinde tebliğ edilen bir karara karşı temyiz süresi (örneğin 15 gün), adli tatilin bittiği 1 Eylül'den itibaren işlemeye başlar ve bu süre içinde temyiz yapılmazsa hak düşer. Bir yıl sonra yapılan bir temyizin süresinde kabul edilmesi, mevcut usul kurallarıyla açıklanamaz. Ancak, bu durumun teorik olarak mümkün olabileceği istisnai senaryolar şunlar olabilir: 1) Eski Hale Getirme (İade-i Muhakeme): Sanık, temyiz süresini elinde olmayan nedenlerle (ağır hastalık, mücbir sebep vb.) kaçırdığını ispatlayarak, 'eski hale getirme' (CMK m. 40) talebinde bulunmuş ve mahkeme bu talebi kabul etmiş olabilir. Bu durumda süre yeniden işlemeye başlar. 2) Tebligat Usulsüzlüğü: Sanığa yapılan tebligatın, Tebligat Kanunu'na aykırı, yani usulsüz olduğu sonradan anlaşılmış olabilir. Usulsüz tebligatta, süreler muhatabın 'öğrendiği' tarihten itibaren işlemeye başlar. Sanık, kararı bir yıl sonra öğrendiğini iddia ve ispat etmiş olabilir. Kararın özetinde bu detaylar yer almadığından, en makul açıklama bu istisnai durumlardan birinin varlığı veya bir yazım hatasıdır. Normal usulde bir yıl sonra yapılan temyiz süresinde değildir.