5271 sayılı CMK m. 308'de düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazı, bir 'olağanüstü kanun yolu' olmasına rağmen, Yargıtay içtihatlarına göre, bu yola başvurulabilmesi için kararın 'maddi gerçeğe aykırı' olması şart mıdır, yoksa sadece 'hukuka aykırı' olması yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91455

Başsavcı itirazı yoluna başvurulabilmesi için, kararın 'maddi gerçeğe aykırı' olması şart değildir; sadece 'hukuka aykırı' olması yeterlidir. CMK m. 308, itiraz nedenini 'Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı' şeklinde genel bir ifadeyle belirtmiş ve temyiz kanun yolunda olduğu gibi (CMK m. 288), itiraz nedenlerini 'hukuka kesin aykırılık halleri' ile sınırlamamıştır. Makalede de belirtildiği gibi, 'hukuka aykırılık' kavramı, temyizde olduğu gibi, 'bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması' anlamına gelir. Bu, hem maddi hukuka (örneğin, suçun vasfının yanlış belirlenmesi) hem de usul hukukuna (örneğin, savunma hakkının kısıtlanması) ilişkin aykırılıkları kapsar. Başsavcı, bir daire kararının delilleri yanlış değerlendirerek maddi gerçeğe uymadığı kanaatinde ise bu nedenle de itiraz edebilir; ancak bu bir zorunluluk değildir. Daire kararının, maddi gerçeğe uygun olmakla birlikte, örneğin zincirleme suç hükümlerini yanlış uygulaması gibi tamamen hukuki bir hata içermesi de, itiraz için yeterli bir sebeptir. Dolayısıyla, itirazın temel dayanağı maddi gerçeğe aykırılık değil, hukuka aykırılıktır.