Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2018/1069 K. sayılı kararında, sanığın mahkumiyetinin tek delilinin, başka bir dosyadaki sanığın 'avukat hazır bulundurulmadan' alınmış ve sonradan 'geri aldığı' ifadesi olmasına dikkat çekilmiştir. Bu ifadenin delil değerini zayıflatan bu iki unsur (avukatsız alınma ve geri alınma) arasındaki fark nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91452

Bu iki unsur, ifadenin delil değerini farklı hukuki zeminlerde zayıflatır: 1) Avukat Hazır Bulundurulmadan Alınmış Olması (Hukuka Aykırılık): Bu durum, ifadenin 'elde edilme' şekliyle ilgili bir 'hukuka aykırılık' sorunudur. CMK m. 148/4 uyarınca, bu tür bir ifade, sonradan sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Bu, delilin 'kullanılabilirliğini' doğrudan etkileyen yasal bir yasaktır. İfade, kaynağında sakatlanmıştır. 2) Geri Alınmış Olması (Güvenilirlik Sorunu): Bu durum ise, ifadenin 'içeriğinin doğruluğu' ve 'güvenilirliği' ile ilgilidir. Bir kişi, daha önce söylediği bir şeyden daha sonra dönüyorsa, bu durum her iki beyanının da (hem ilk ifade hem de geri alma) güvenilirliğini sarsar. Mahkemenin, hangi beyanın doğru olduğunu başka delillerle desteklemesi gerekir. Somut kararda, bu iki zayıflatıcı unsur bir araya gelmiştir. Yani delil, hem elde edilme şekli itibarıyla (avukatsız) hukuken sorunlu, hem de içeriği itibarıyla (geri alındığı için) güvenilmezdir. Bu nedenle Yargıtay, bu tür bir 'soyut suç atma' niteliğindeki delile dayanılarak mahkumiyet kurulamayacağına karar vermiştir.