2918 sayılı KTK m. 41/4'ün, TCK m. 53/6'dan farklı olarak, ehliyetin geri alınması için bir süre sınırı öngörmemesi ve bu durumun 'adli sicil kaydı silinene kadar' devam etmesi, ceza ve güvenlik tedbirlerinde bulunması gereken hangi temel ilkeyle çelişebilir?
Bu durum, ceza ve güvenlik tedbirlerinde bulunması gereken 'belirlilik' ve 'orantılılık' ilkeleriyle çelişebilir. Bu ilkeler, 'ölçülülük' ilkesinin alt unsurlarıdır. - Belirlilik İlkesi: Bir yaptırımın ne kadar süreceğinin kanunda açık ve öngörülebilir bir şekilde belirtilmesi gerekir. KTK m. 41/4, belirli bir süre öngörmek yerine, sonucu başka bir kanundaki (Adli Sicil Kanunu) karmaşık ve uzun sürelere bağlamaktadır. Bu durum, kişinin ne kadar süreyle bu hak yoksunluğuna maruz kalacağını önceden net olarak bilememesine, yani bir belirsizliğe yol açmaktadır. - Orantılılık (Ölçülülük) İlkesi: Bir yaptırımın, işlenen fiilin ağırlığı ve ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması gerekir. TCK m. 53/6, trafikle doğrudan ilgili taksirli bir suç için bile ehliyetin geri alınmasını en fazla 3 yılla sınırlarken, KTK m. 41 trafikle ilgisiz bir suç için, cezanın infazı bittikten sonra bile yıllarca sürebilen, neredeyse süresiz bir yaptırım öngörmektedir. İşlenen fiil ile uygulanan yaptırımın süresi arasındaki bu bariz orantısızlık, ölçülülük ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilir.