Bir sanığın, uyuşturucu ticareti suçundan yargılanırken, yakalanan maddenin kendisine ait olduğunu ancak satmak için değil, kullanmak için bulundurduğunu söylemesi, 'ikrar' mı yoksa 'inkar' mıdır?
Bu, her iki unsuru da içinde barındıran, 'ikrar içerikli bir inkar' veya 'suçun vasfına yönelik bir inkar' olarak nitelendirilebilir. Açıklaması şöyledir: - İkrar Yönü: Sanık, suçun maddi unsurunun en önemli parçasını, yani 'uyuşturucu maddeyi bulundurma' fiilini ikrar etmektedir. Maddenin kendisine ait olduğunu kabul ederek, olayla olan bağını ve fiili işlediğini kabul etmektedir. Bu, tam bir inkardan farklıdır. - İnkar Yönü: Sanık, kendisine isnat edilen suçun 'hukuki vasfını' inkar etmektedir. İddia makamı onu 'ticaret yapma' (TCK m. 188) suçuyla itham ederken, sanık bu kastı reddetmekte ve eyleminin daha hafif yaptırımlar içeren 'kullanmak için bulundurma' (TCK m. 191) suçu olduğunu ileri sürmektedir. Yani, suçun daha ağır olan nitelikli halini (ticaret kastını) inkar etmektedir. Sonuç olarak, bu tür bir savunma, maddi vakıanın bir kısmını (bulundurma) ikrar ederken, bu vakıanın hukuki nitelendirmesini (ticaret) inkar etme stratejisidir. Mahkeme, bu ikrarı ve inkarı, diğer delillerle (ele geçen madde miktarı, paketleme şekli, sanığın kullanıcı olup olmadığı vb.) birlikte değerlendirerek suçun gerçek vasfını belirleyecektir.