Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/3505 E. sayılı kararında, sanıkların 'ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek' suretiyle işledikleri fiil nedeniyle hem 5607 sayılı Kanun'a muhalefet hem de resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, 'aynı fiilden dolayı birden fazla ceza verilemez' (non bis in idem) ilkesiyle nasıl bağdaştırılır?
Bu durum, 'non bis in idem' ilkesiyle çelişmez. Bu ilke, bir kişinin 'aynı fiilden' dolayı 'aynı nitelikteki' bir yargılamada birden fazla kez yargılanmasını ve cezalandırılmasını yasaklar. Ancak, tek bir fiil, birden fazla farklı suçun yasal tanımını ihlal edebilir. Bu duruma ceza hukukunda 'suçların içtimaı' denir. Yargıtay'ın kararında, 'ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek' fiili, iki ayrı ve farklı hukuki değeri ihlal etmektedir: 1) Devletin mali ve ekonomik düzenini (5607 s.K.). 2) Kamu güvenini (resmi belgelerin ispat gücünü) (TCK m. 204). Korunan hukuki değerler ve suçların unsurları farklı olduğu için, Yargıtay burada 'gerçek içtima' kurallarının uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. Yani, failin tek bir eylemi, birbirinden bağımsız iki ayrı suç oluşturmaktadır ve her bir suç için ayrı ayrı cezalandırılması gerekir. Bu, 'non bis in idem' ilkesinin bir ihlali değil, 'gerçek içtima' kuralının bir uygulamasıdır. Eğer her iki suç aynı hukuki değeri korusaydı veya biri diğerinin unsuru olsaydı, o zaman fikri içtima veya bileşik suç kuralları uygulanır ve tek ceza verilirdi.