5271 sayılı CMK'da, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazı için öngörülen düzenlemenin (m. 308), mülga 1412 sayılı CMUK'taki düzenlemeden (m. 322) temel farkı nedir? Makalede bu farkın, 'kanun koyucunun bilinçli tercihi' olduğu belirtilirken, hangi usuli eksikliğin gözden kaçırıldığı ima edilmektedir?
İki düzenleme arasındaki temel fark, kanun yolunun sistematik konumudur. - Mülga 1412 sayılı CMUK m. 322: Başsavcı itirazı, kanunun 'Temyiz'e ilişkin hükümleri içerisinde düzenlenmişti. Bu, itiraz yolunun temyiz kanun yolunun bir parçası veya bir uzantısı olarak görüldüğünü göstermektedir. - 5271 sayılı CMK m. 308: Başsavcı itirazı, 'Olağanüstü Kanun Yolları' başlığı altında, temyizden tamamen ayrı ve bağımsız bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Makaleye göre bu, 'kanun koyucunun bilinçli tercihidir' ve bu kanun yoluna kendine özgü bir nitelik kazandırmayı amaçlamaktadır. Ancak yazar, bu bilinçli ayrıştırma yapılırken, bir usuli eksikliğin gözden kaçırıldığını ima etmektedir: 'sirayet' kurumu. CMUK döneminde Başsavcı itirazı temyiz bölümünde yer aldığı için, temyize ilişkin sirayet kuralının (mülga m. 325) itiraza da uygulanacağı zımnen kabul ediliyordu. Yeni CMK'da ise, Başsavcı itirazı temyizden ayrıştırılırken, bu kanun yolu için ayrıca ve açıkça bir sirayet hükmü konulması unutulmuştur. İşte makalede, sirayetle ilgili düzenleme yapılması gerekliliğinin gözden kaçırıldığı bu eksikliğe dikkat çekilmektedir.