Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2012/18818 K. sayılı kararında, davacının 'yol tutuklaması' ile 30 gün sonra mahkemeye çıkarılması, CMK m. 141/1-d'deki 'kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmama' hali olarak kabul edilmiştir. Bu fıkradaki 'makul süre' kavramı nasıl yorumlanmalıdır?
Bu fıkradaki 'makul süre' kavramı, AİHS m. 5/3'teki 'derhal' (promptly) ve CMK m. 94'teki 'en kısa zamanda' ifadeleriyle birlikte, somut olayın koşullarına göre yorumlanması gereken esnek bir kavramdır. Bu süre, mutlak bir gün sayısı ile sınırlı olmamakla birlikte, son derece kısa tutulması gereken bir süreyi ifade eder. Yorumlanmasında dikkate alınacak kriterler şunlardır: 1) Mesafenin Uzaklığı: Yakalanan yer ile yetkili mahkemenin bulunduğu yer arasındaki coğrafi uzaklık. 2) Ulaşım İmkanları: Mevcut ulaşım araçları ve imkanları. 3) Teknolojik Olanaklar: SEGBİS gibi sistemlerin varlığı ve kullanılabilirliği. 4) İdari İşlemlerin Niteliği: Sevk için yapılması gereken zorunlu idari işlemlerin alacağı zaman. Yargıtay'ın kararında, Seferihisar'da yakalanan bir kişinin Diyarbakır'daki mahkemeye 30 gün sonra çıkarılması, bu kriterler ışığında 'makul süre' olarak kabul edilmemiştir. Ulaşım ve teknolojik imkanlar (SEGBİS) göz önüne alındığında, bu sürenin birkaç günü geçmemesi gerektiği ima edilmektedir. 'Makul süre', keyfiyete izin vermeyen, sadece sevk için zorunlu ve objektif olarak gerekli olan en kısa süreyi ifade eder.