Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda (TCK m. 109), mağdurun 'beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı' işlenmesi (m. 109/3-f), neden bir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir? Bu nitelikli halin uygulanması için failin, mağdurun bu durumunu bilmesi gerekir mi?
Bu durumun nitelikli hal olarak düzenlenmesinin nedeni, suçun daha kolay işlenmesi ve mağdurun savunma imkanlarının kısıtlı olmasıdır. Beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olan kişiler (yaşlılar, hastalar, engelliler, küçük çocuklar), normal bir bireye göre hürriyetlerini kısıtlayan eylemlere karşı daha az direnç gösterebilirler ve bu durumdan daha fazla zarar görebilirler. Kanun koyucu, bu tür 'savunmasız' mağdurlara yönelik eylemleri daha ağır bir şekilde cezalandırarak, bu kişilere özel bir koruma sağlamayı amaçlamıştır. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, suçun manevi unsuru olan 'kast'ın, mağdurun bu özel durumunu da kapsaması gerekir. Yani, failin, mağdurun 'beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olduğunu bilerek' hareket etmesi zorunludur. Eğer fail, mağdurun bu durumunu bilmiyorsa veya bilebilecek durumda değilse, bu nitelikli halden sorumlu tutulamaz; sadece suçun temel şeklinden cezalandırılır. Bu, kastın suçun tüm maddi unsurlarını kapsaması gerektiği ilkesinin bir sonucudur.