Tenkis davası açma hakkı, kanunda belirtilen sürelere (TMK m. 571) tabidir. Bu süreler 'zamanaşımı' süresi mi, yoksa 'hak düşürücü' süre midir? Bu iki süre türü arasındaki temel farklar (mahkemece dikkate alınma ve durdurma/kesilme açısından) nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91411

TMK m. 571'de belirtilen bir ve on yıllık süreler, 'hak düşürücü' sürelerdir, zamanaşımı süresi değildir. Bu iki süre türü arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Mahkemece Dikkate Alınma: - Zamanaşımı: Mahkeme tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınmaz. Davalının, süresi içinde 'zamanaşımı def'inde' bulunması gerekir. Eğer davalı bu itirazı yapmazsa, mahkeme zamanaşımına uğramış bir davayı esastan inceleyip karar verebilir. - Hak Düşürücü Süre: Kamu düzenine ilişkin kabul edildiği için, mahkeme tarafından davanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Davalının bu yönde bir itirazı olmasa bile, hakim sürenin geçtiğini tespit ederse davayı 'süre aşımı nedeniyle' reddetmek zorundadır. 2) Durma ve Kesilme: - Zamanaşımı: Borçlar Kanunu'nda sayılan belirli nedenlerle (örneğin, icra takibi, dava açılması, borcun ikrar edilmesi) durabilir veya kesilebilir. Kesildiğinde süre yeniden işlemeye başlar. - Hak Düşürücü Süre: Kural olarak durmaz ve kesilmez. Kanunda belirtilen süre, kesintisiz bir şekilde işler ve bu sürenin sonunda hak tamamen ortadan kalkar. Dolayısıyla, tenkis davasının hak düşürücü sürelere tabi olması, bu sürelerin kaçırılması halinde hakkın geri dönülmez bir şekilde kaybedileceği anlamına gelir.