Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/18797 K. sayılı kararında, sanığın 'katılan ile aynı ev içerisinde olduğunu ancak darp etmediğini' söylemesi, yağma ve hürriyetten yoksun bırakma suçları açısından neden 'tevilli ikrar' olarak kabul edilmiştir?
Bu beyanın 'tevilli ikrar' olarak kabul edilmesinin nedeni, sanığın olayın en kritik unsurunu, yani 'olay yerinde (mağdurla birlikte aynı kapalı mekanda) bulunduğunu' kabul etmesidir. Yağma ve hürriyetten yoksun kılma gibi suçlarda, failin olay anında mağdurla birlikte, aynı mekanda olduğunun ispatı, suçun sübutu açısından en önemli adımlardan biridir. Sanık, 'darp etmedim' veya 'senet imzalatmadım' diyerek suçun nitelikli unsurlarını reddetse de, olay yerindeki varlığını ikrar ederek, mağdurun 'beni darp eden ve alıkoyan kişiler arasındaydı' şeklindeki beyanının en temel dayanağını doğrulamaktadır. Sanığın bu beyanı, onun 'ben orada değildim' şeklindeki bir inkara gitmemesi, aksine olayın içinde olduğunu kabul edip sadece kendi rolünü hafifletmeye çalışmasıdır. Bu, tipik bir kaçamaklı veya tevilli ikrardır. Mahkeme, bu ikrarı, mağdurun beyanı, doktor raporu ve diğer delillerle birleştirdiğinde, sanığın inkarda bulunduğu darp ve senet imzalatma eylemlerini de gerçekleştirdiği sonucuna varabilir. Sanığın olay yerindeki varlığını kabul etmesi, savunmasını önemli ölçüde zayıflatmaktadır.