AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında, ByLock verilerinin MİT tarafından adli makamlara teslim edilene kadar 'bütünlüklerini sağlamaya yönelik özel usuli güvencelerin yokluğunda' kaliteleri konusunda şüphe uyandırdığını belirtmiştir. 'Delilin bütünlüğü' (chain of custody) kavramı ceza muhakemesinde ne anlama gelir ve neden önemlidir?
'Delilin bütünlüğü' (chain of custody / delil zinciri), bir delilin, elde edildiği andan mahkemeye sunulduğu ana kadar, herhangi bir bozulmaya, değişikliğe, eklemeye, çıkarmaya veya kaybolmaya maruz kalmadığının, yani 'ilk elde edildiği halini koruduğunun' güvence altına alınması sürecini ifade eder. Bu, delilin güvenilirliği için hayati bir öneme sahiptir. AİHM'in kararındaki eleştiri de bu noktadadır. ByLock verileri gibi dijital deliller, kolayca değiştirilebilir veya manipüle edilebilir niteliktedir. Bu verilerin, bir istihbarat teşkilatı tarafından, delil saklama ve muhafaza etmeye yönelik katı usuli kurallara (örneğin, hash değerlerinin alınması, mühürleme, tutanak tutma) tabi olmadan aylarca tutulması, bu delillerin sonradan değiştirilmediğine veya bozulmadığına dair ciddi şüpheler yaratır. Savunma makamının, bu delil zincirinin her bir halkasını sorgulama ve delilin bütünlüğünü test etme imkanı olmalıdır. Bu güvencelerin yokluğu, delilin 'kalitesini' ve 'güvenilirliğini' düşürür ve adil bir yargılamada kullanılmasına engel teşkil edebilir.