Delillerin tartışılmasıyla ilgili makalede, bir usulsüzlük sonucu elde edilen delilin sanığın aleyhine olduğu durumlarda istinaf edilen bir 'beraat' kararının bozulması gerektiği savunulmaktadır. Bu görüş, 'beraat etmiş bir sanığın aleyhine yorum yasağı' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?
Bu görüş, 'beraat etmiş bir sanığın aleyhine yorum yasağı' ilkesiyle çelişmez, aksine 'maddi gerçeğe ulaşma' ve 'kanun yolunun çift yönlü işleyişi' ilkeleriyle ilgilidir. Sanığın beraat etmiş olması, yargılamanın hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Eğer beraat kararı, aleyhe olan bir delilin 'usulsüzlük' nedeniyle hükme esas alınamamasından kaynaklanıyorsa ve bu usulsüzlük giderilebilir nitelikteyse, kanun yoluna başvuran iddia makamının (savcı veya katılan) bu usulsüzlüğün giderilmesini talep etme hakkı vardır. Örneğin, sanığın aleyhine olan bir parmak izi delili, usulüne uygun alınmadığı için değerlendirme dışı bırakılmış ve sanık beraat etmişse, aleyhe istinaf başvurusu üzerine BAM, bu usuli eksikliğin giderilmesi (yeniden ve usulüne uygun parmak izi alınması) için kararı bozabilir. Bu, beraat eden sanık aleyhine bir 'yorum' yapmak değil, yargılamadaki bir 'usul hatasını' düzeltmektir. Ceza yargılamasının amacı sanığı aklamak değil, maddi gerçeği hukuka uygun bir şekilde ortaya çıkarmaktır. Kanun yolu denetimi, hem sanık lehine hem de aleyhine olan hukuka aykırılıkların giderilmesi için işler.