AYM, 'Mustafa Doğan' kararında, derece mahkemesinin sanığın lehe delil talebini 'dosyadaki mevcut delil durumu' gerekçesiyle reddetmesini eleştirmiştir. Bu gerekçenin hukuken 'totolojik' (kısır döngü içeren) bir nitelik taşıyıp taşımadığını tartışınız.
Evet, bu gerekçe hukuken 'totolojik' yani kısır döngü içeren bir nitelik taşımaktadır. Sanık, tam da 'dosyadaki mevcut delil durumunun' kendi suçluluğunu ispatlamaya yetmediğini, bu durumu değiştirmek veya aydınlatmak için yeni bir delil sunmak veya araştırma yapılmasını istemektedir. Mahkemenin, bu talebe karşılık olarak, talebin tam da değiştirmeyi amaçladığı 'mevcut delil durumunu' gerekçe göstermesi, bir kısır döngü yaratır. Bu, 'Delil talebinizi reddediyorum, çünkü mevcut deliller yeterli. Mevcut delillerin neden yeterli olduğunu sorarsanız, çünkü sizin delil talebinizi reddettim.' demekle eşdeğerdir. Bu tür bir gerekçe, sanığın savunma argümanlarına hiçbir şekilde cevap vermeyen, kendi kendini doğrulayan ve içeriği boş bir ifadedir. AYM'nin bu gerekçeyi yetersiz bulmasının temelinde de bu mantıksal tutarsızlık yatmaktadır. Mahkeme, mevcut delillerin neden yeterli olduğunu ve sanığın sunduğu yeni delilin neden bu durumu değiştirmeyeceğini somut olarak açıklamak yerine, bir varsayımı gerekçe olarak sunmaktadır. Bu, 'gerekçeli karar hakkı'nın da ihlalidir.