Makalede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazı yoluna başvurmak için 'Kanun yollarına başvurma hakkı' başlıklı CMK m. 260'da öngörülen kişilerin talepte bulunabileceği kabul edilmektedir. Bu kabul, Başsavcı itirazının 'olağanüstü' niteliğiyle nasıl bağdaştırılabilir?
Bu kabul, Başsavcı itirazının 'olağanüstü' niteliğiyle çelişmez, aksine bu kanun yolunun işleyişini ve amacını pratik bir zemine oturtur. Başsavcı itirazı, Adalet Bakanlığı talebiyle işleyen kanun yararına bozmadan farklı olarak, tarafların da harekete geçirebildiği bir mekanizmadır. Her ne kadar itiraz yetkisi münhasıran Başsavcıya ait olsa da, 'istem üzerine' de bu yola başvurulabileceği kanunda açıkça belirtilmiştir. CMK m. 260, ceza muhakemesinde kanun yollarına başvurma hakkı olan kişileri (şüpheli, sanık, katılan, suçtan zarar gören vb.) genel olarak saymıştır. Başsavcıya kimlerin talepte bulunabileceği CMK m. 308'de belirtilmediği için, bu boşluğun genel hüküm olan m. 260'a atıfla doldurulması, hukuki bir yorumdur. Bu durum, kanun yolunun 'olağanüstü' niteliğini değiştirmez. Çünkü: 1) Talep Başsavcıyı bağlamaz, sadece bir 'tetikleme' mekanizmasıdır. Takdir yetkisi tamamen Başsavcıdadır. 2) İtiraz, yine olağanüstü bir merci olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından incelenir. 3) İtirazın nedenleri, basit bir hukuka aykırılıktan öte, genellikle içtihat birliğini etkileyen veya adaleti ciddi şekilde zedeleyen konulara ilişkindir. Dolayısıyla, tarafların talepte bulunabilmesi, bu kanun yolunu 'olağan' hale getirmez, sadece hukuki denetim mekanizmasının daha etkin çalışmasına olanak tanır.