Yargıtay CGK 2015/861 E. sayılı kararında, yerel mahkemenin suç tarihinde yürürlükte olmayan kanunları uygulamasının, CMK m. 322 (yeni CMK m. 303) uyarınca Yargıtay tarafından 'düzeltilerek onama' yoluyla giderilememesinin temel nedeni, bu hatanın 'yeniden yargılama yapılmasını gerektirmesi' midir? Bu kavramın somut olaydaki yansımaları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91387

Evet, temel nedenlerden biri, saptanan hukuka aykırılıkların giderilmesinin 'yeniden yargılama yapılmasını gerektirmesi'dir. CMK m. 303'e göre düzeltilerek onama, 'hükme etkili olmayan' veya 'yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen' basit, açık ve hesaba dayalı hatalar için mümkündür. Somut olayda ise hatalar bu nitelikte değildir. Yeniden yargılama gerektiren hususlar şunlardır: 1) Lehe Kanun Tespiti ve Gerekçelendirme: Mülga 765 sayılı TCK ile yürürlükteki 5237 sayılı TCK'nın tüm ilgili hükümlerinin (zincirleme suç, erteleme, takdiri indirim vb.) somut olaya uygulanarak karşılaştırılması ve hangisinin lehe olduğunun gerekçeli bir şekilde ortaya konulması gerekir. Bu, basit bir düzeltme değil, kapsamlı bir hukuki değerlendirme ve takdir gerektirir. 2) Denetim Süresinin Belirlenmesi: Eğer 5237 sayılı TCK m. 51'deki erteleme uygulanacaksa, sanığın kişisel durumu ve olayın özellikleri dikkate alınarak bir 'denetim süresi' belirlenmesi gerekir. Bu süre kanunda 1 ila 3 yıl arasında gösterilmiştir ve ne kadar olacağının takdiri, sanığı bizzat gözlemleyen yerel mahkemeye aittir. Yargıtay'ın dosya üzerinden bu takdiri yapması, 'delillerle yüz yüzelik' ilkesine aykırı olur. Bu gibi yeniden bir takdir ve değerlendirme gerektiren durumlar, hatanın düzeltilerek onama ile giderilmesine engeldir ve yeniden yargılama için hükmün bozulmasını zorunlu kılar.