AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında, başvuranın mahkumiyetinin Sözleşme'nin 11. maddesini (örgütlenme özgürlüğü) ihlal ettiğine karar verirken, ulusal mahkemelerin yaptığı yorumun hangi niteliği nedeniyle bu sonuca ulaşmıştır? Yapılan müdahalenin 'kanunla öngörülmüş' sayılmamasının gerekçesini açıklayınız.
AİHM, bu sonuca ulusal mahkemelerin yaptığı yorumun 'öngörülemez' ve 'geniş' olması nedeniyle ulaşmıştır. Sözleşme'nin 11. maddesinin 2. fıkrasına göre, örgütlenme özgürlüğüne yapılacak bir müdahalenin 'kanunla öngörülmüş' olması gerekir. 'Kanunla öngörülme' şartı, sadece müdahalenin iç hukukta bir dayanağının olmasını değil, aynı zamanda bu kanunun yeterince 'erişilebilir' ve 'öngörülebilir' olmasını gerektirir. Yani, bireylerin eylemlerinin sonuçlarını makul bir kesinlikle öngörebilmesi gerekir. AİHM'e göre, ulusal mahkemeler, TCK m. 314'ün kapsamını, o dönemde yasal olarak faaliyet gösteren bir sendika ve derneğe üyeliği de kapsayacak şekilde 'öngörülemeyen bir şekilde genişletmiştir' (§ 394). İşlendiği tarihte tamamen yasal olan ve yasallık karinesinden yararlanan bu üyeliklerin, sonradan suç delili olarak kabul edilmesi, kanunun keyfi bir şekilde ve geriye dönük bir etkiyle sanık aleyhine yorumlanması anlamına gelir. Bu durum, müdahaleyi 'kanunla öngörülmüş' olmaktan çıkarmış ve Sözleşme'nin 11. maddesinin ihlaline yol açmıştır (§ 396).