Bir sanığın, gümrük muafiyetinden yararlanarak ülkeye soktuğu çok sayıda ürünü ticari amaçla satması fiili, makaledeki argümanlar ışığında, 'suçların ve cezaların kanuniliği' ilkesi (Anayasa m.38, TCK m.2) açısından neden bir sorun teşkil etmektedir?
Bu fiilin 'suçların ve cezaların kanuniliği' ilkesi açısından sorun teşkil etmesinin nedeni, bu eylemi açıkça yasaklayan ve cezalandıran bir kanun hükmünün bulunmamasıdır. Kanunilik ilkesi, hangi eylemlerin suç teşkil ettiğinin ve bu suçlara ne ceza verileceğinin kanunda açıkça, belirli ve öngörülebilir bir şekilde yazılı olmasını gerektirir (nullum crimen, nulla poena sine lege). Yargı organları, kıyas veya genişletici yorum yoluyla yeni suçlar yaratamaz veya mevcut suçların kapsamını sanık aleyhine genişletemez. Makaledeki argümanlara göre, sanığın fiili, 5607 sayılı Kanun'un m. 3/1 veya m. 3/2'deki suç tanımlarına tam olarak uymamaktadır. Çünkü eşya gümrük işleminden geçmiş, vergiye tabi olmadığı için ödenmeyen bir vergi yoktur ve ithalat anında gümrük idaresine karşı bir aldatma söz konusu değildir. Yargıtay'ın, sanığın 'ticari kastını' veya 'süreklilik' unsurunu esas alarak bu fiili kaçakçılık sayması, kanunda olmayan unsurları suça dahil ederek kanunilik ilkesini ihlal etmesidir. Makaleye göre, bu eylemin cezalandırılması isteniyorsa, yasama organı tarafından bu fiili özel olarak tanımlayan yeni bir kanun çıkarılmalıdır.