Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2015/16338 E. sayılı kararında, hükmü temyiz etmeyen suça sürüklenen çocuğun müdafiinin temyizinin süresinde kabul edilmesinin gerekçesi nedir? Bu durum, müdafiin kanun yoluna başvurma hakkının niteliği hakkında ne ifade etmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91359

Bu kararda müdafiin temyizinin süresinde kabul edilmesinin gerekçesi, suça sürüklenen çocuğa (SSÇ) atanan zorunlu müdafiin, kanun yollarına başvurma konusunda SSÇ'den 'bağımsız' bir hakka sahip olmasıdır. CMK m. 261, 'Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.' der. Ancak zorunlu müdafilik durumunda, özellikle çocuğun üstün yararı gözetildiğinde, müdafiin bu hakkı daha geniş yorumlanır. SSÇ'nin temyiz hakkını kullanmaması veya bu konuda irade beyan etmemesi, müdafiin kendi adına ve SSÇ'nin lehine olan kanun yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırmaz. Müdafie yapılan tebligatla birlikte, onun için de yasal temyiz süresi ayrıca işlemeye başlar. Kararda, SSÇ temyiz etmemiş olsa da, müdafie yapılan tebligattan sonra yasal süre içinde yapılan temyizin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Bu durum, müdafiin kanun yoluna başvurma hakkının, sadece sanığın bir temsilcisi olmaktan öte, kamu hizmeti niteliği taşıyan ve sanığın haklarını korumaya yönelik 'bağımsız' bir yetki olduğunu ifade etmektedir.