AYM'nin 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri kapsamında yaptığı denetimin, kanun yolu denetiminden farkını, 'dolaylı denetim' kavramı üzerinden açıklayınız. AYM bu denetimi yaparken derece mahkemesinin yerine geçerek hangi değerlendirmeyi yapmaktan kaçınır?
AYM'nin bu ilkeler kapsamında yaptığı denetim, bir kanun yolu denetimi değildir çünkü AYM, delillerin ispat gücünü veya hangi delilin daha üstün olduğunu doğrudan değerlendirmez. Bu, 'dolaylı' bir denetimdir. AYM, derece mahkemesinin kararının 'gerekçesine' odaklanır. Sanığın ileri sürdüğü ve yargılamanın sonucunu etkileyebilecek lehe delil taleplerinin veya savunma argümanlarının, gerekçede nasıl karşılandığını veya karşılanmadığını inceler. Eğer mahkeme, bu talepleri yetersiz veya keyfi gerekçelerle reddetmiş veya hiç dikkate almamışsa, AYM bu durumun 'yargılama sürecinin adilliğini' bozduğunu, yani usuli bir dengesizlik yarattığını tespit eder. AYM bu denetimi yaparken, derece mahkemesinin yerine geçerek 'bu delil kabul edilseydi sanık beraat ederdi' veya 'bu delil mahkumiyet için yeterlidir' gibi, davanın esasına ilişkin bir 'suçluluk/suçsuzluk' değerlendirmesi yapmaktan titizlikle kaçınır. AYM, sadece usuli sürecin adil işlemediğini saptar ve adil bir süreçle yeniden karar verilmesi için dosyayı iade eder.