Yargıtay CGK 2015/861 E. sayılı kararında, yerel mahkemenin suç tarihinde yürürlükte olmayan 765 sayılı TCK'yı uygularken zincirleme suç artırımını 'altıda bir' oranında yapması, yürürlükteki 5237 sayılı TCK'ya göre (en az 'dörtte bir') daha lehe bir sonuç doğurmuştur. Mahkemenin bu lehe uygulamayı yapmasının altında yatan hatalı hukuki varsayım ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91348

Mahkemenin bu hatalı uygulamayı yapmasının altında yatan varsayım, TCK m. 7'de düzenlenen 'lehe kanun' ilkesinin yanlış yorumlanmasıdır. TCK m. 7/2, 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.' der. Bu kural, suç işlendikten sonra yürürlüğe giren yeni bir kanunun lehe olması halinde uygulanır. Yerel mahkeme, muhtemelen, suç işlendiği tarihte yürürlükte olmayan ancak daha önce yürürlükte olan bir kanunun (mülga kanunun) da, eğer yürürlükteki kanundan daha lehe ise uygulanabileceğini varsaymıştır. Bu, hatalı bir varsayımdır. 'Zaman bakımından uygulama' ilkesinin temel kuralı, fiilin, işlendiği anda yürürlükte olan kanuna tabi olmasıdır. Geçmişte yürürlükte olan bir kanunun, sırf lehe olduğu için, yürürlükten kalktıktan sonra işlenen bir suça uygulanması mümkün değildir. Lehe kanun ilkesi, kanunların ileriye doğru (ve istisnai olarak geriye doğru) uygulanmasıyla ilgilidir, geçmişte kalmış bir kanunu 'canlandırmak' anlamına gelmez. YCGK kararı da bu hatalı varsayımı düzelterek, yürürlükten kalkan bir kanunun lehe de olsa ileri yürümesinin olanaklı olmadığını vurgulamıştır.