Anayasa Mahkemesi, 'Tamer Karataş' kararında, derece mahkemesinin sanığın lehe delil ve araştırma taleplerini reddederken gerekçe olarak 'başvurucu hakkında devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile başvurucunun adli sicil kaydında gözüken benzer eylemleri' göstermesini neden yetersiz ve hukuka aykırı bulmuştur?
AYM bu gerekçeyi, 'ilgili ve yeterli' olmadığı, aksine 'masumiyet karinesi' ve 'adil yargılanma hakkı'nı ihlal ettiği için yetersiz ve hukuka aykırı bulmuştur. Bunun nedenleri şunlardır: 1) Masumiyet Karinesinin İhlali: Bir kişi hakkındaki 'devam eden soruşturma ve kovuşturmalar', o kişinin o suçları işlediği anlamına gelmez. Masumiyet karinesi gereği, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadan kimse suçlu sayılamaz. Devam eden bir davayı, başka bir davada suçluluğun kanıtı olarak kullanmak, bu temel ilkeyi ihlal eder. 2) İlgisizlik: Sanığın geçmiş adli sicil kaydı veya devam eden başka davaları, yargılanmakta olduğu somut olaydaki fiili işleyip işlemediği konusunda doğrudan bir delil değildir. Mahkemenin, somut davadaki delilleri (örneğin, sanığın sunduğu fatura veya tanık beyanı) incelemek yerine, sanığın 'kişiliği' veya 'suça eğilimli olduğu' varsayımına dayalı olarak karar vermesi, delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesine aykırıdır. 3) Yetersiz Gerekçe: Bu tür bir gerekçe, sanığın somut savunma argümanlarına ve delil taleplerine cevap vermekten kaçınmak için kullanılan, soyut ve genel bir ifadedir. 'İlgili ve yeterli gerekçe' hakkı, mahkemenin kararını somut olayın delillerine ve hukuki uyuşmazlığa dayandırmasını gerektirir.