Yargıtay CGK 2015/861 E. sayılı kararına konu olayda, yerel mahkemenin suç tarihinde yürürlükte olmayan kanunları uygulayarak kurduğu hükmün bozulması, sanığın 'ileride doğacak sonuçları itibarıyla kazanılmış hakkının korunacağı' ilkesiyle nasıl bağdaştırılmıştır?
YCGK, hükmün kanunilik ilkesine aykırılık nedeniyle bozulması gerektiğine karar verirken, aynı zamanda sanığın sadece kendi lehine yaptığı temyiz sonucunda durumunun ağırlaşamayacağı ilkesini (aleyhe bozma yasağı / kazanılmış hak) gözetmiştir. Bu iki ilke şu şekilde bağdaştırılmıştır: Mahkeme hükmü bozarak, yerel mahkemeye 'suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'yı uygula' talimatını vermiştir. Ancak aynı zamanda, bozma sonrası yapılacak yeni yargılamada, sanık hakkında belirlenecek olan nihai 'sonuç cezanın', bozulan ilk hükümde belirlenen '1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasından' daha ağır olamayacağını belirtmiştir. Ayrıca, ilk hükümdeki 'erteleme' kararının sonuçları (mahkumiyetin vaki olmamış sayılması) 5237 S. TCK'daki ertelemeden (infaz edilmiş sayılma) daha lehe olduğu için, bu lehe sonucun da sanığın kazanılmış hakkı olarak korunması gerektiğine işaret etmiştir. Bu şekilde, hem hukuka aykırılık (yanlış kanun uygulaması) giderilmiş, hem de sanığın temyiz başvurusu nedeniyle eskisinden daha kötü bir hukuki duruma düşmesi engellenmiştir.