Yüksel Yalçınkaya kararında AİHM, başvuranın mahkumiyetinin 'silahların eşitliği' ilkesini ihlal ettiğine karar verirken, ByLock delillerinin elde edilme şekliyle ilgili olarak MİT'in rolünü ve bu delillerin adli makamlara sunulmasındaki gecikmeyi nasıl bir argüman olarak kullanmıştır?
AİHM, 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varırken, ByLock delilinin kaynağı ve sunuluş şeklindeki sorunları temel bir argüman olarak kullanmıştır. Mahkeme, delillerin bir istihbarat teşkilatı (MİT) tarafından, ceza muhakemesi usulü güvenceleri olmaksızın toplandığına ve adli makamlara sunulmadan önce aylarca MİT'in elinde tutulduğuna dikkat çekmiştir (§ 317). Bu durum, delilin 'bütünlüğü' ve 'güvenilirliği' konusunda savunma makamı nezdinde meşru şüpheler yaratmıştır. Savunma makamı, bu şüpheleri gidermek için ham verilere erişim talep etmiş, ancak bu talep karşılanmamıştır. İddia makamı (savcılık), kaynağı ve bütünlüğü şüpheli olan bu delili mahkumiyet için kullanırken, savunma makamının bu delilin güvenilirliğini test etme ve çürütme imkanlarından mahrum bırakılması, taraflar arasında bariz bir dengesizlik yaratmıştır. AİHM'e göre bu durum, savunmayı iddia karşısında önemli ölçüde dezavantajlı bir konuma düşürmüş ve silahların eşitliği ilkesini ihlal etmiştir.