CMK m. 231/8'e göre, hakkında HAGB kararı verilen bir kişinin denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan dolayı bir daha HAGB kararı alması yasaklanmıştır. Yargıtay'ın, bu yasağın sadece 'denetim süresi içinde işlenen' suçlar için geçerli olduğu yönündeki içtihadı, 'lehe kanun' (TCK m. 7) ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?
Yargıtay'ın bu içtihadı, doğrudan 'lehe kanun' ilkesiyle değil, 'kanunilik', 'suçta ve cezada şahsilik' ve HAGB kurumunun 'amacıyla' (amaçsal yorum) ilişkilidir. Yargıtay, CMK m. 231/8'deki yasağın, HAGB'nin temel mantığı olan 'kişiyi denetim süresi boyunca suç işlemekten caydırma' amacına hizmet etmesi gerektiğini düşünmektedir. Kişinin, denetim süresi başlamadan önce işlediği bir suç nedeniyle denetim süresi içinde tekrar HAGB alamaması, bu caydırıcılık amacıyla bağdaşmaz. Çünkü o suç işlendiğinde, kişi henüz bir denetim altında değildir ve ihlal edeceği bir yükümlülüğü yoktur. Yargıtay bu yorumuyla, bir nevi sanık 'lehine' bir uygulama yaratmaktadır. Bu durum, TCK m. 7'deki 'lehe kanun' ilkesinin doğrudan bir uygulaması değildir, çünkü ortada iki farklı kanun değil, tek bir kanun hükmünün yorumlanması vardır. Ancak, ceza hukukunun genel prensiplerinden olan 'şüpheden sanık yararlanır' ve 'lehe yorum' ilkelerinin bir yansıması olarak görülebilir. Yargıtay, kanun metnindeki bir belirsizliği veya boşluğu, sanığın haklarını daha az kısıtlayacak şekilde yorumlama eğilimindedir.