KTK m. 41 uyarınca ehliyetin süresiz olarak (adli sicil kaydı silinene kadar) geri alınması tedbirinin, 'belirli süreli' güvenlik tedbirlerini düzenleyen TCK m. 53 ile karşılaştırıldığında 'ölçülülük' ilkesi açısından ne gibi sorunlar barındırdığı makalede nasıl ima edilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91313

Makalede, KTK m. 41'deki ehliyet iptalinin 'ölçülülük' ilkesine uygun düşmediği savunulurken, bu tedbirin süresiz niteliği TCK m. 53 ile örtülü bir şekilde karşılaştırılmaktadır. TCK m. 53, hak yoksunluklarını bir güvenlik tedbiri olarak düzenler ve bu tedbirlerin kural olarak 'hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar' süreceğini belirtir. Hatta TCK m. 53/6'daki sürücü belgesinin geri alınması tedbiri için 'üç aydan üç yıla kadar' gibi belirli bir süre sınırı öngörülmüştür. Bu, TCK sisteminin hak yoksunluklarında 'süreklilik' yerine 'süre' ilkesini benimsediğini gösterir. KTK m. 41'deki düzenleme ise, cezanın infazı tamamlandıktan sonra dahi, adli sicil arşiv kaydının silinmesi için gereken uzun yıllar boyunca devam eden, neredeyse 'süresiz' bir hak yoksunluğu yaratmaktadır. Bu durum, cezanın infazıyla kişinin uslandığı ve topluma yeniden kazandırıldığı varsayımıyla çelişir. Tedbirin, cezanın kendisinden çok daha uzun sürmesi, suçla yaptırım arasındaki orantıyı bozarak 'ölçülülük' ilkesini (özellikle orantılılık alt ilkesini) zedelemektedir. Makalede bu durum, 'uzun süreli yasak' ifadesiyle eleştirilmektedir.