Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularda 'kanun yolu şikayeti' olarak nitelediği başvuruları 'açıkça dayanaktan yoksunluk' nedeniyle kabul edilemez bulmasının, bireysel başvurunun 'ikincil niteliği' (subsidiarity) ile olan ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91310

'Kanun yolu şikayeti' niteliğindeki başvuruların 'açıkça dayanaktan yoksunluk' nedeniyle kabul edilemez bulunması, bireysel başvurunun 'ikincil niteliği' ilkesinin doğrudan bir sonucudur. İkincillik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında asli görevin derece mahkemelerine ait olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin rolünün ise bu korumanın yetersiz kaldığı veya ihlalin giderilmediği durumlarda devreye giren 'tali' (ikincil) bir rol olduğunu ifade eder. 'Kanun yolu şikayetleri' (delillerin yanlış değerlendirildiği, hukukun yanlış yorumlandığı vb. iddialar), doğası gereği derece mahkemelerinin ve kanun yolu mercilerinin (istinaf, temyiz) görev alanına giren konulardır. AYM'nin bu tür şikayetleri incelemesi, kendisini bir 'süper temyiz' mercii konumuna sokarak derece mahkemelerinin yerine geçmesi ve ikincillik ilkesini ihlal etmesi anlamına gelir. Bu nedenle AYM, bir hak ihlali iddiası içermeyen, sadece derece mahkemesi kararının sonucunun yanlış olduğunu ileri süren bu tür başvuruları, Anayasa'nın ve AİHS'in koruma alanına girmediği gerekçesiyle 'açıkça dayanaktan yoksun' bularak reddeder ve kendi ikincil rolünü korumuş olur.