Gümrük muafiyetinden yararlanarak ülkeye sokulan eşyayı ticari amaçla satan bir kişinin fiili, yazarın argümanlarına göre 5607 sayılı Kanun kapsamında cezalandırılamıyorsa, bu eylemin vergi hukuku açısından bir sonucu olabilir mi? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91308

Evet, bu eylemin ceza hukuku kapsamında kaçakçılık sayılmaması, vergi hukuku açısından sonuçsuz kalacağı anlamına gelmez. Kişisel kullanım muafiyeti, ticari faaliyetler için geçerli değildir. Kişi, bu eşyaları 'ticari kasıtla' ithal edip satarak bir kazanç elde etmektedir. Bu durum, Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu kapsamında bir dizi sonuç doğurur: 1) Mükellefiyetin Doğması: Kişi, bu faaliyeti süreklilik arz edecek şekilde yapıyorsa, Gelir Vergisi Kanunu'na göre 'ticari kazanç' elde eden bir vergi mükellefi sayılır. Vergi dairesine kayıt yaptırması, defter tutması ve beyanname vermesi gerekir. 2) Vergi Ziyaı ve Cezası: Bu ticari faaliyetten elde ettiği geliri beyan etmeyerek vergi dairesinden gizlemesi, 'vergi ziyaı' suçunu (kabahatini) oluşturur. Vergi Usul Kanunu uyarınca, ödenmeyen vergiler (gelir vergisi, KDV) gecikme faiziyle birlikte kendisinden istenir ve ayrıca 'vergi ziyaı cezası' kesilir. 3) Fatura Düzenlememe: Sattığı ürünler için fatura veya perakende satış fişi düzenlememesi, Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen özel usulsüzlük cezalarını gerektirir. Dolayısıyla, fiil kaçakçılık suçu oluşturmasa bile, vergi mevzuatı açısından ciddi idari ve mali yaptırımlara tabidir.