Yüksel Yalçınkaya kararında AİHM, ulusal mahkemelerin, başvuranın Bank Asya işlemlerini açıklamak için sunduğu gerekçeleri 'hiçbir zaman doğrulamadığını veya başka bir şekilde ele almadığını' belirtmiştir (§ 243). Bu durum, AYM'nin 'lehe delillerin araştırılması' konusundaki içtihadıyla nasıl bir paralellik göstermektedir?
Bu durum, AYM'nin 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri çerçevesinde geliştirdiği 'lehe delillerin araştırılması ve dikkate alınması' içtihadıyla tam bir paralellik göstermektedir. Hem AİHM hem de AYM, sanığın, aleyhindeki bir delili (örneğin Bank Asya hesabı) masum bir nedenle (örneğin, ticari faaliyet, kira ödemesi) kullandığına dair ileri sürdüğü somut ve makul açıklamaların ve bu açıklamaları destekleyen delillerin, mahkeme tarafından ciddiye alınması, araştırılması ve gerekçeli kararda karşılanması gerektiğini kabul etmektedir. Ulusal mahkemenin, sanığın bu lehe açıklamalarını ve delillerini tamamen görmezden gelerek, sadece iddia makamının suçlamasına odaklanması, savunmayı iddia karşısında dezavantajlı bir konuma düşürür. AİHM'in Yüksel Yalçınkaya kararındaki bu tespiti (§ 243), AYM'nin Tamer Karataş ve Mustafa Doğan gibi kararlarında ortaya koyduğu, sanığın lehe argümanlarının ve delillerinin incelenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal edeceği yönündeki yaklaşımıyla örtüşmektedir.