5271 sayılı CMK m. 148/4'e göre, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaması kuralı, 'ikrar' delili açısından ne ifade etmektedir? Sanığın, kollukta avukatsız yaptığı ikrardan mahkemede dönmesi halinde, ilk ikrarın hukuki akıbeti ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91292

Bu kural, 'ikrar' delilinin geçerliliği açısından temel bir güvence oluşturmaktadır. Kollukta, bir avukatın hukuki yardımından yoksun olan şüphelinin, baskı, aldatma veya yorgunluk gibi nedenlerle iradesi dışında veya sonuçlarını tam olarak idrak edemeden ikrarda bulunma riskine karşı getirilmiştir. Bu nedenle, avukatsız kolluk ikrarı 'şartlı' bir delildir. Geçerliliği, sonradan hâkim veya mahkeme huzurunda özgür iradeyle doğrulanması şartına bağlıdır. Eğer sanık, mahkeme aşamasında kollukta avukatsızken yaptığı ikrardan döner ve suçu reddederse, ilk ikrar hukuken 'yok hükmünde' sayılır. Yani, o ikrar artık bir delil olarak kabul edilemez, dosyadan çıkarılması gerekmese de mahkumiyet hükmüne hiçbir şekilde dayanak yapılamaz. Mahkeme, sanığın mahkemedeki inkar beyanını esas almak ve suçu başka delillerle ispatlamak zorundadır. Bu, 'ifade özgürlüğü' ve 'kötü muamele yasağı'nın bir gereğidir.