Yargıtay'ın, 'ihracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek' suretiyle işlenen kaçakçılık suçlarında, eylemin aynı zamanda 'resmi belgede sahtecilik' suçunu da oluşturup oluşturmayacağı konusundaki yaklaşımı nedir? Bu durumda fikri içtima mı yoksa gerçek içtima mı uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91288

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ihracat gerçekleşmediği halde sahte belgeler (ihracat beyannamesi, fatura vb.) düzenlenerek gerçekleşmiş gibi gösterilmesi, iki ayrı suç oluşturur: 1) 5607 sayılı Kanun m. 3/14 uyarınca ihracat kaçakçılığı suçu. 2) Kullanılan belgeler resmi belge niteliğinde olduğundan TCK m. 204 uyarınca resmi belgede sahtecilik suçu. Bu durumda Yargıtay, tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlendiği gerekçesiyle TCK m. 44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralının uygulanmasını ve faile daha ağır cezayı gerektiren suçtan (genellikle resmi belgede sahtecilik) ceza verilmesini kabul etmemektedir. Yargıtay, bu iki suçun koruduğu hukuki değerlerin (kaçakçılık suçunda devletin ekonomik düzeni, sahtecilik suçunda kamu güveni) farklı olduğunu ve suçların unsurlarının birbirinden ayrı olduğunu belirterek, 'gerçek içtima' kurallarının uygulanması gerektiğine karar vermektedir. Yani, fail her iki suçtan da (hem kaçakçılık hem de sahtecilik) ayrı ayrı cezalandırılır. (Bkz. Av. Erdem Özkan'ın dosyasındaki Yargıtay 7. CD kararı).