AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında, yargılamanın geneline ilişkin adillik değerlendirmesi yaparken, ByLock verilerinin MİT tarafından elde edilmesinin 'iç hukuk açısından yasal olarak elde edilip edilmediğini' belirlemenin kendi görevi olmadığını vurgulamıştır. Mahkemenin bu konudaki görevinin ne olduğunu açıklayınız (§ 310).
AİHM, Yüksel Yalçınkaya kararında (§ 310), ulusal hukuka göre bir delilin yasal olarak elde edilip edilmediğini veya kabul edilebilir olup olmadığını belirlemenin kendi görevi olmadığını belirtmiştir. Bu, AİHM'in bir 'dördüncü derece yargı mercii' olmadığı, yani ulusal mahkemelerin yerine geçerek delilleri ve ulusal hukuku yorumlayamayacağı ilkesinin bir yansımasıdır. AİHM'in görevi, delillerin ulusal hukuka uygunluğunu denetlemek değil, delillerin elde edilme ve kullanılma şeklinin bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığını, yani Sözleşme'nin 6. maddesindeki güvenceleri (silahların eşitliği, çelişmeli yargılama vb.) ihlal edip etmediğini değerlendirmektir. Dolayısıyla Mahkeme, 'delil hukuka aykırı mıydı?' sorusundan çok, 'hukuka aykırı olduğu iddia edilen delilin kullanılması, yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkardı mı?' sorusuna odaklanır.