Yüksel Yalçınkaya kararında AİHM, Türkiye'nin Sözleşme'nin 15. maddesi uyarınca olağanüstü hal ilan etmesine rağmen, başvuran aleyhindeki tedbirlerin 'durumun zorunluluklarının kesinlikle gerektirip gerektirmediği' ilkesine uygun olup olmadığını denetleyeceğini belirtmiştir. Bu ilke ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91274

Sözleşme'nin 15. maddesi, devletlere 'ulusun varlığını tehdit eden bir olağanüstü hal' durumunda Sözleşme'deki yükümlülüklerinden, durumun gerektirdiği ölçüde sapma imkanı tanır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. 'Durumun zorunluluklarının kesinlikle gerektirdiği' ilkesi, bu sınırlamanın temelini oluşturur. Bu ilke, olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin (örneğin, bir temel hakka yapılan müdahalenin) keyfi olamayacağını, mutlaka mevcut tehditle orantılı ve bu tehdidi bertaraf etmek için zorunlu olması gerektiğini ifade eder. AİHM bu denetimi yaparken şu soruları sorar: Alınan tedbir, olağanüstü halin ortaya çıkardığı tehlikeyle başa çıkmak için gerçekten gerekli miydi? Daha az kısıtlayıcı başka bir tedbirle aynı amaca ulaşılamaz mıydı? Tedbirin süresi ve kapsamı, tehdidin boyutuyla orantılı mı? Yüksel Yalçınkaya kararında AİHM, ByLock kullanıcısı on binlerce kişinin otomatik olarak terör örgütü üyesi sayılmasının, darbe girişiminin yarattığı tehlikeyle başa çıkmak için 'kesinlikle gerekli' ve 'orantılı' bir tedbir olmadığını, aksine temel hakları orantısız bir şekilde ihlal ettiğini tespit etmiştir.