Sanığın, işlediği iddia edilen fiile ilişkin ikrarının 'hukuka aykırı delillere' (örneğin, usulsüz bir telefon dinlemesine) dayanması durumunda, bu ikrarın delil değeri ne olur? Yargıtay'ın 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi çerçevesindeki yaklaşımını Yargıtay 5. CD-K.2019/2218 kararına atıfla açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91260

Hukuka aykırı bir delile dayanan veya bu delil sayesinde elde edilen ikrarın delil değeri yoktur. Bu durum, Anglo-Amerikan hukukundan ceza muhakemesi hukukuna geçen 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' (fruit of the poisonous tree) doktrininin bir yansımasıdır. Bu doktrine göre, sadece hukuka aykırı olarak elde edilen delilin kendisi değil, o delil vasıtasıyla ulaşılan diğer deliller de (ikrar, tanık beyanı vb.) hukuka aykırı hale gelir ve hükme esas alınamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2019/2218 sayılı kararında da bu ilke benimsenmiştir. Kararda, sanığa isnat edilen tefecilik suçunun CMK m. 135'teki katalog suçlardan olmaması nedeniyle iletişimin tespiti tutanaklarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Devamında, bu hukuka aykırı 'iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden alınan ikrarın da, kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden, suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği' açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla, hukuka aykırı bir delil ile yüzleştirilerek veya bu delilin baskısıyla alınan ikrar, özgür iradeye dayanmadığı ve hukuka aykırı bir delilin 'meyvesi' olduğu için geçersizdir.