AYM, 'Ferhat Kara' kararında, derece mahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak hangi koşulda müdahale edebileceğini belirtmiştir? Bu koşul, AYM'nin bireysel başvuruyu bir 'dördüncü derece yargı' mercii olarak görmeme ilkesiyle nasıl ilişkilidir?
AYM, 'Ferhat Kara' (GK, B. No: 2018/15231, § 149) kararında, derece mahkemelerinin delillerle ilgili değerlendirmelerine 'ancak açık bir keyfilik ve adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hale getiren bir uygulama varsa' müdahale edebileceğini belirtmiştir. Bu koşul, AYM'nin 'dördüncü derece yargı mercii' (fourth instance) olarak hareket etmeme ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu ilkeye göre, Anayasa Mahkemesi'nin (ve AİHM'in) görevi, derece mahkemelerinin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediğini, maddi vakıaları doğru tespit edip etmediğini veya hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını denetlemek değildir. Bu görev, istinaf ve temyiz gibi kanun yolu mercilerine aittir. AYM'nin rolü, yargılamanın bir bütün olarak temel hakları ihlal edip etmediğini denetlemektir. 'Açık keyfilik' veya 'usuli güvenceleri anlamsız kılan uygulama' standardı, AYM'nin sadece bariz ve temel hakları doğrudan etkileyen yargısal hatalara müdahale etmesini sağlayarak, kanun yolu denetimi yapmasını önler ve bireysel başvurunun ikincil (subsidiary) niteliğini korur.