Bir ceza yargılamasında, hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerin (örneğin, bir uzman raporu) duruşmada CMK m. 209 ve m. 217'ye aykırı olarak usulünce okunup tartışılmaması, makale yazarına göre o delili 'hukuka aykırı delil' haline getirir mi? Bu iki kavram arasındaki farkı açıklayınız.
Makale yazarına göre, hukuka uygun elde edilmiş bir delilin duruşmada usulüne uygun tartışılmaması, o delili 'hukuka aykırı delil' haline getirmez. Bu iki kavram arasında temel bir fark vardır: 1) Hukuka Aykırı Delil (Delil Elde Etme Yasağı): Delilin elde edilmesi sürecinde, Anayasa ve kanunlarda öngörülen usullere aykırı hareket edilmesidir. Örneğin, hakim kararı olmadan yapılan bir arama sonucu elde edilen delil, hukuka aykırı bir delildir. Bu, delilin 'kaynağındaki' bir sakatlıktır. 2) Delilin Duruşmada Usulüne Uygun Değerlendirilmemesi (Delil Değerlendirme Yasağı): Bu ise, kaynağı hukuka uygun olan bir delilin, kovuşturma aşamasında, duruşmada CMK'nın öngördüğü 'yüz yüzelik', 'sözlülük' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerine aykırı olarak ele alınmasıdır. Örneğin, hukuka uygun alınmış bir bilirkişi raporunun taraflara okunup diyeceklerinin sorulmamasıdır. Yazar, İstanbul BAM kararını eleştirerek, ikinci durumun delilin kendisini hukuka aykırı kılmayacağını, bunun bir 'usul hatası' veya 'savunma hakkının kısıtlanması' (CMK m. 289/1-h) olduğunu, 'hukuka aykırı delile dayanma' (CMK m. 289/1-i) olmadığını savunmaktadır. Hukuka aykırılık delilin kendisinde değil, yargılama faaliyetindedir.