Gümrük muafiyetiyle ülkeye sokulan eşyanın ticaretiyle ilgili makalede, 5607 sayılı Kanun m. 3/1'in lafzında yer alan 'gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde' cezanın artırılacağına dair hüküm, bu suçun işleniş biçimi hakkında nasıl bir ipucu vermektedir? Bu hüküm, Yargıtay'ın posta yoluyla gelen eşyayla ilgili kararını nasıl zayıflatmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91254

5607 sayılı Kanun m. 3/1'in ikinci cümlesi, 'Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.' şeklindedir. Bu hüküm, kanun koyucunun bu suç tipini tasarlarken, eşyanın gümrük denetiminden tamamen kaçırılarak, gümrük kapıları kullanılmadan (örneğin, kara sınırından kaçak yollarla) ülkeye sokulması eylemini suçun temel işleniş biçimi olarak öngördüğünü göstermektedir. Bu, suçun nitelikli halidir ve kanunun ruhunun, gümrük denetiminin tamamen baypas edilmesine odaklandığını ortaya koyar. Bu hüküm, Yargıtay'ın posta yoluyla gelen ve gümrük muafiyetinden yararlanan eşyayla ilgili kararını zayıflatmaktadır. Çünkü posta veya hızlı kargo yoluyla gelen eşya, gümrük kapılarından geçmekte, gümrük idaresinin denetimine sunulmakta ve mevzuat uyarınca işlem (muafiyet işlemi) görmektedir. Bu durum, m. 3/1'in ruhuna ve lafzına (özellikle nitelikli halin düzenleniş biçimine) aykırıdır. Eşya, 'gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın' veya 'gümrük kapıları dışından' ülkeye sokulmamakta, aksine gümrük kapılarından ve gümrük işlemlerinden (muafiyet) geçerek ülkeye girmektedir.