Bir ceza yargılamasında, duruşmada okunması zorunlu olan belgelerin (CMK m. 209) usulüne uygun okunmamasının, İstanbul BAM 6. Ceza Dairesi kararında 'kesin hukuka aykırılık' (CMK m. 289) olarak kabul edilmesinin temelindeki mantık nedir? Bu durumun 'savunma hakkının kısıtlanması' ile olan ilişkisini kurunuz.
Bu durumun 'kesin hukuka aykırılık' olarak kabul edilmesinin temelindeki mantık, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'yüz yüzelik (vasıtasızlık)', 'sözlülük' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin ihlal edilmesidir. CMK m. 209'da sayılan ve delil niteliği taşıyan belgelerin duruşmada okunup taraflara anlatılması, sanığa ve müdafiine bu delillerin içeriğini öğrenme, doğruluğunu sorgulama, onlara karşı beyanda bulunma ve argüman geliştirme imkanı tanır. Bu usule uyulmaması, yani belgelerin okunmuş varsayılarak hüküm kurulması, savunma makamının delilleri tartışma ve onlara etkin bir şekilde itiraz etme hakkını elinden alır. Bu da doğrudan doğruya 'savunma hakkının kısıtlanması' anlamına gelir. 'Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması' hali, CMK m. 289/1-h'de mutlak bir bozma nedeni, yani 'kesin hukuka aykırılık' hali olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla, delillerin usulüne uygun okunup tartışılmaması, savunma hakkını esaslı bir şekilde kısıtladığı için kesin hukuka aykırılık teşkil eder.