Yargıtay CGK 2015/861 E. sayılı kararında, yerel mahkemenin bozma sonrası duruşmada sanığa davetiye tebliğ etmeden, sadece müdafiinin dinlenilmesiyle yetinerek direnme kararı vermesi, hangi usul kuralının ve temel hakkın ihlali olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91244

Bu durum, mülga 1412 sayılı CMUK'un halen yürürlükte olan 326/2. maddesinin ve temel bir hak olan 'savunma hakkı'nın ihlali olarak kabul edilmiştir. CMUK m. 326/2, 'Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar' hükmünü amirdir. Bu hüküm, sanığın bizzat kendisinin bozma kararına karşı beyanda bulunma hakkını güvence altına alır. Sanığa usulüne uygun duruşma günü bildirilmeden, sadece müdafiinin dinlenilmesiyle yetinilmesi, sanığın kendisini doğrudan savunma, son sözü söyleme gibi haklarından mahrum bırakılması anlamına gelir. Yargıtay'a göre bu durum, CMUK'un 'mutlak bozma nedenleri' arasında sayılan savunma hakkının kısıtlanması (mülga CMUK m. 308/8, yeni CMK m. 289/1-h) niteliğindedir. Sanığın duruşmadan haberdar edilmemesi, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan 'duruşmada hazır bulunma' ve 'doğrudanlık' ilkelerini de ihlal eder.