İşlenen bir suçta, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasıyla gönüllü vazgeçme (TCK m. 36) hükümleri arasındaki temel fark nedir? Hürriyetten yoksun kılma (TCK m. 109) suçunda, failin mağduru bir odaya kilitledikten sonra, henüz polis olaya müdahale etmeden pişman olup kapıyı açarak mağduru serbest bırakması hangi kuruma (etkin pişmanlık mı, gönüllü vazgeçme mi) girer?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91240

Etkin pişmanlık ile gönüllü vazgeçme arasındaki temel fark, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı aşamasına ilişkindir. Gönüllü vazgeçme (TCK m. 36), failin suçun icra hareketlerine başlamasına rağmen, kendi iradesiyle bu hareketleri tamamlamaktan vazgeçmesi veya neticenin meydana gelmesini engellemesi durumunda söz konusu olur ve suçun 'teşebbüs' aşamasında kalmasını sağlar. Bu durumda fail, tamamlanmış kısımdan sorumlu olur. Etkin pişmanlık ise, suçun tüm unsurlarıyla 'tamamlanmasından sonra', failin pişmanlık göstererek suçun yarattığı olumsuz sonuçları gidermesi halinde uygulanan ve cezada indirim veya cezasızlık sağlayan bir kurumdur. Hürriyetten yoksun kılma suçu, 'kesintisiz (mütemadi)' bir suçtur. Mağdurun bir odaya kilitlenmesiyle suç tamamlanır ve hürriyetin kısıtlandığı her an suç işlenmeye devam eder. Failin, mağduru serbest bırakması, tamamlanmış ve devam eden bir suça son vermesi anlamına gelir. TCK m. 110 bu durumu özel olarak 'etkin pişmanlık' olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla, bu eylem gönüllü vazgeçme değil, TCK m. 110 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilir ve fail hakkında ceza indirimi uygulanır.