Anayasa Mahkemesi'nin 'delillerin değerlendirilmesi' konusunu kural olarak 'kanun yolu şikayeti' sayarak inceleme alanının dışında tutmasının hukuki dayanağı nedir? AYM'nin bu konudaki yerleşik içtihadına göre, delillerin değerlendirilmesine ilişkin bir şikayetin bireysel başvuru kapsamında incelenebilmesi için hangi istisnai durumun gerçekleşmesi gerekir?
AYM'nin bu tutumunun hukuki dayanağı, Anayasa m. 148/4 ve 6216 sayılı Kanun m. 49/6'da yer alan 'Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz' hükmüdür. AYM, 'delillerin değerlendirilmesi', 'hukuk kurallarının yorumlanması' ve 'uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması' gibi konuları, derece mahkemelerinin (ilk derece, istinaf, Yargıtay) görev alanına giren 'kanun yolu' denetiminin konuları olarak kabul eder. Bireysel başvurunun amacı ise bir 'süper temyiz' mercii olarak hareket etmek değil, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini denetlemektir. Bu kuralın tek istisnası, AYM'nin birçok kararında belirttiği üzere (örn: Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351), 'derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi'dir. Yani, delil değerlendirmesi o kadar bariz bir şekilde mantıksız, keyfi veya bariz takdir hatası içeriyorsa ki bu durum başlı başına bir hak ihlali oluşturuyorsa, AYM bu istisnai durumda inceleme yapabilir.