Makalede, CMK m. 308 uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazının 'olağanüstü' bir kanun yolu olduğu belirtilmekle birlikte, 'henüz kesinleşmemiş kararlara' karşı da başvurulabileceği ifade edilmektedir. Bu durum, 'olağanüstü kanun yolu' kavramının tanımıyla nasıl bir çelişki veya özellik arz etmektedir? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91224

Genel olarak kanun yolları, 'olağan' ve 'olağanüstü' olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları (itiraz, istinaf, temyiz), kesinleşmemiş hükümlere karşı başvurulan yollardır ve hükmün kesinleşmesini engellerler. Olağanüstü kanun yolları (Yargıtay C. Başsavcısının itirazı, kanun yararına bozma, yargılamanın yenilenmesi) ise kural olarak kesinleşmiş hükümlere karşı, belirli ve istisnai hukuka aykırılıklar nedeniyle başvurulan yollardır. Makalede belirtilen durum, CMK m. 308'deki Başsavcı itirazının bu klasik ayrıma tam olarak uymayan, 'sui generis' (kendine özgü) bir nitelik taşıdığını göstermektedir. Başsavcı itirazı, Yargıtay ceza dairelerinin 'bozma' kararlarına karşı da yapılabilmektedir. Bozma kararı, ilk derece mahkemesi hükmünü ortadan kaldıran ancak yargılamayı sona erdirmeyen, dolayısıyla 'kesinleşmemiş' bir ara karardır. Bu nedenle, Başsavcı itirazının hem kesinleşmiş onama kararlarına hem de kesinleşmemiş bozma kararlarına karşı işletilebilmesi, onu klasik olağanüstü kanun yolu tanımından farklılaştırmaktadır. Bu özellik, kanun yolunun Yargıtay içindeki bir iç denetim mekanizması olarak tasarlanmasından kaynaklanmaktadır.