Bir tenkis davasında, tasarrufa konu malın (örneğin bir daire) sabit tenkis oranında bölünmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığında, mahkemenin izlemesi gereken usul nedir? Davalının 'tercih hakkı' ne zaman doğar ve bu hakkın kullanılması durumunda ödenecek bedel hangi tarihteki değere göre hesaplanır? 11.11.1994 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nı dikkate alarak açıklayınız.
Tenkis davasında, davalıya yapılan kazandırmanın saklı payı ihlal ettiği ve tenkisine karar verildiği takdirde, öncelikle bu kazandırmaya konu malın (örneğin dairenin) sabit tenkis oranında fiziken bölünüp bölünemeyeceği araştırılır (TMK m. 564). Eğer malın bölünmesi mümkünse, bölünen kısmın davacı adına tesciline karar verilir. Ancak Yargıtay 1. HD. 2014/7602 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, malın bölünemeyeceği (örneğin bir dairenin bölünmesinin işlevini ve değerini kaybettireceği) anlaşıldığında, davalının 'tercih hakkı' gündeme gelir. Bu hak, malın bölünemezliğinin tespitiyle doğar. Davalıya iki seçenek sunulur: 1) Tasarruf nisabını aşan (tenkis edilmesi gereken) kısmın değerini davacıya ödeyerek malın tamamını kendisinde tutabilir. 2) Tasarruf nisabı içindeki kısmın değerini alarak malın tamamını davacıya bırakabilir. Uygulamada genellikle ilk seçenek tercih edilir. 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davalının tercih hakkını kullanması durumunda ödenecek olan bedel, malın 'tercih hakkının kullanıldığı gündeki (genellikle karar tarihine en yakın) rayiç değerine' göre hesaplanır. Bu değer, sabit tenkis oranıyla çarpılarak davacıya ödenecek miktar bulunur.