'İkrarın bölünemezliği' ilkesi ne anlama gelmektedir? Bir sanığın, 'maktulü ben öldürdüm, çünkü anneme ağır hakaretler ediyordu' şeklindeki beyanına karşı, mahkemenin sadece 'öldürme' kısmını kabul edip 'haksız tahrik' nedenini göz ardı ederek hüküm kurması bu ilkeye uygun mudur? YCGK-K.2011/210 kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91211

'İkrarın bölünemezliği' ilkesi, Yargıtay içtihatlarıyla gelişmiş bir prensiptir ve sanığın ikrarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade eder. Mahkeme, ikrarın sanığın aleyhine olan kısımlarını kabul edip, lehine olan ve olayın oluş şeklini açıklayan kısımlarını keyfi olarak veya yeterli gerekçe göstermeden reddedemez. Sorudaki örnekte, sanığın beyanı hem suçu (öldürme) hem de suçu hafifletici bir nedeni (haksız tahrik) içermektedir. Mahkemenin, ikrarın 'öldürme' kısmına itibar edip, savunmanın aksi kanıtlanamayan 'haksız tahrik' kısmını göz ardı etmesi 'ikrarın bölünemezliği' ilkesine aykırıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/210 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, aksi kanıtlanamayan savunmalar doğrultusunda olay bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Mahkeme, sanığın haksız tahrike ilişkin savunmasını çürüten başka deliller bulamadığı sürece, bu savunmaya da değer vermek zorundadır. Aksi takdirde, hem ikrarın bölünemezliği hem de 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ihlal edilmiş olur.