Bir sanığın kollukta avukatı olmaksızın verdiği ikrar beyanının hukuki değeri nedir? Bu beyanın mahkemede delil olarak kullanılabilmesi için hangi şartın gerçekleşmesi zorunludur? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını CMK m. 148/4 ve CMK m. 213 çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91210

CMK m. 148/4 uyarınca, müdafi (avukat) hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Dolayısıyla, avukatsız alınan kolluk ifadesindeki ikrarın tek başına bir delil değeri yoktur ve mahkumiyete dayanak yapılamaz. Bu beyanın delil olarak kullanılabilmesi için, sanığın daha sonra hâkim (sulh ceza) veya mahkeme huzurundaki sorgusunda/duruşmada bu ikrarını özgür iradesiyle tekrarlaması veya doğrulaması şarttır. CMK m. 213 ise, duruşmada okunabilecek belgeleri düzenler ve müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanakların okunabileceğini belirtir. Bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay, avukatsız kolluk ikrarının mutlak bir 'hükme esas alma yasağı'na tabi olduğunu kabul etmektedir. Sanık mahkemede önceki ikrarını reddederse, kollukta avukatsız verdiği ikrar beyanı 'yok hükmünde' sayılır ve mahkumiyet için kullanılamaz. Bu kural, işkence ve kötü muamele altında veya iradeyi sakatlayan yöntemlerle ifade alınmasını önlemeye yönelik temel bir güvencedir.