CMK m. 308 uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itirazının 'sirayeti' (yayılma etkisi) doktrinde neden tartışmalıdır? Sirayetin kabulü ve reddi yönündeki argümanları, CMK m. 306'nın hukuki niteliğini (istisnai hüküm olup olmadığı) ve 'eşitlik' ilkesini merkeze alarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #91198

Başsavcı itirazının sirayeti, CMK m. 308'de bu konuda açık bir hüküm bulunmamasından dolayı tartışmalıdır. Tartışma, temyiz kanun yolu için öngörülen sirayet kuralının (CMK m. 306) kıyasen uygulanıp uygulanamayacağı noktasında yoğunlaşmaktadır. Sirayetin reddi yönündeki argüman: CMK m. 306'nın 'Temyiz' başlığı altında yer aldığı ve kanun yollarına ilişkin hükümlerin istisnai nitelikte olduğu, bu nedenle kıyas yasağına tabi olduğu ileri sürülür. Bu görüşe göre, Başsavcı itirazı temyizden farklı, olağanüstü bir kanun yolu olduğu için, temyize özgü bir kural olan sirayet burada uygulanamaz. Sirayetin kabulü yönündeki argüman: Makalede de benimsenen bu görüşe göre, CMK m. 306 kişi hak ve hürriyetlerini sınırlandırıcı değil, aksine sanık lehine bir düzenlemedir ve ceza muhakemesinde lehe kıyas mümkündür. Sirayet kurumunun temel amacı, aynı hukuki durumda olan sanıklar arasında farklı muameleyi engelleyerek 'eşitlik' ilkesini ve adalet duygusunu sağlamaktır. Örneğin, bir sanık hakkındaki Başsavcı itirazı üzerine suçun sübut bulmadığı gerekçesiyle verilen bozma kararından, aynı delillere dayanılarak mahkum edilen diğer sanıkların yararlandırılmaması 'eşitlik' ilkesine aykırı olacaktır. Bu görüş, CMK m. 306'nın lafzından çok amacına odaklanır ve Başsavcı itirazının talebe bağlı olmamasının da sirayeti destekleyen bir unsur olduğunu belirtir.