Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/861 E. sayılı kararında tartışılan temel hukuki uyuşmazlık nedir? Suç tarihinde yürürlükte olmayan ancak sanık lehine sonuç doğuran bir kanunun uygulanması durumunda, 'aleyhe bozma yasağı' (reformatio in pejus) ilkesi ile 'kanunilik' ilkesi nasıl bir çatışma içine girmektedir?
Kararda tartışılan temel hukuki uyuşmazlık, suç tarihinde yürürlükte olmayan mülga 765 sayılı TCK hükümlerinin, yürürlükteki 5237 sayılı TCK'dan daha lehe sonuçlar doğurduğu için yerel mahkemece sanığa uygulanması ve bu hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi durumunda, Yargıtay'ın nasıl bir karar vermesi gerektiğidir. Bu durum, iki temel ceza hukuku ilkesini karşı karşıya getirir: 1) 'Kanunilik' (zaman bakımından uygulama) ilkesi (TCK m. 7), suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun uygulanmasını emreder. Buna göre yürürlükten kalkmış bir kanunun uygulanması hukuka aykırıdır. 2) 'Aleyhe bozma yasağı' ilkesi (mülga CMUK m. 326/son), sadece sanık lehine temyiz edilen bir hükmün bozulması üzerine verilecek yeni cezanın öncekinden daha ağır olamayacağını belirtir. Çatışma şuradadır: Yargıtay, kanunilik ilkesi gereği hukuka aykırı olan bu uygulamayı bozarsa, sanık aleyhine bir sonuç doğurma ve aleyhe bozma yasağını ihlal etme riskiyle karşılaşır. Bozmayıp onarsa, yürürlükte olmayan bir kanunun uygulanmasına göz yummuş olur. Yargıtay CGK, bu çatışmada kanunilik ilkesinin üstünlüğünü savunarak hükmün bozulması gerektiğine, ancak aleyhe bozma yasağı gereği sonuç cezanın miktarının korunması gerektiğine işaret etmiştir.